×
Skip Navigation LinksNews
Tüm Haberleri Göster

DAÜ Tıp Fakültesi, KKTC Sağlık Bakanlığı İle Birlikte KKTC’de Toplum Bazlı Kanser Sonuçlarını İlk Kez Uluslararası Platforma Taşıdı

DAÜ Tıp Fakültesi, KKTC Sağlık Bakanlığı İle Birlikte KKTC’de Toplum Bazlı Kanser Sonuçlarını İlk Kez Uluslararası Platforma Taşıdı
Yayınlanma Tarihi: 14 Şubat 2018, Çarşamba

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nahide Gökçora, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Kanserin, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu, sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Gökçora, kanserin, kardiyovasküler hastalıklardan sonra OECD (Organization for Economic Cooperation and Development) ülkelerinde mortalitenin önde gelen ikinci nedeni olduğunu ifade etti. 1960'da kanserden ölümlerin, tüm ölümlerin %15'ini oluşturduğunu, 2013'te ise bu rakamın %25'’e ulaştığını vurgulayan Prof. Dr. Gökçora, bazı ülkelerde kanserin ölümlerin en sık nedeni olduğunu söyledi. Prof. Dr. Nahide Gökçora açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

Tanı olanaklarının gelişmesi ve sağlık kuruluşlarından yararlanma olanaklarının artması ile her yıl daha çok kanser vakası teşhis edilmektedir. 100'ün üzerinde farklı kanser türü vardır, çoğu kanser başladıkları organla adlandırılmıştır. Çok sayıda kanser türü için gelişim riski yaşla birlikte yükselir. Genetik bir risk faktörü iken, tüm kanserlerin sadece %5 ile %10'u kalıtsal olarak tanımlanmaktadır. Sigara, obezite, egzersiz eksikliği ve aşırı güneş maruziyeti gibi çevresel etkiler gibi değiştirilebilir risk faktörleri tüm kanser vakalarının %90 – 95'ini açıklamaktadır (Health at a Glance, 2015 OECD raporu). Ayrıca tüm dünyada kanser sıklığı giderek artmaktadır. Bunun nedenleri:

  • Enfeksiyon hastalıklarının kontrol altına alınması; diğer hastalıklara karşı etkin tedavi yöntemlerinin kullanıma girmesi ve yaşam kalitesinin yükselmesi ile ortalama yaşam süresinin uzaması,
  • Yaşlı nüfusun artması,
  • Toplumun bilgi seviyesinin yükselmesi ve kanser tedavisindeki gelişmeler sebebi ile daha çok hastanın hekime başvurması ve erken tanı konulması,
  • Çevresel karsinojenlere maruziyetin artışı olarak bildirilmiştir.

Temel Sağlık Hizmetleri; kanseri önleme erken teşhis ve tedavi, kanser yükünü azaltmak için yapılan savaşta ön plana çıkmaktadır. Sigara, obezite, çevresel faktörler gibi  kanser oluşumuna etkili risk faktörlerini toplumda azaltmak en önemli birincil  koruma stratejisidir. İkincil koruma ise erken tanı amaçlı sağlıklı kişi izlemi ve tarama programlarıdır. Dünya’da birçok ülkede meme kanseri, serviks ve kolorektal kanser için tarama programları vardır. Üçüncül koruma da, tedavi ve rehabilitasyon amaçlı uygulamalardır.

Kanserin görülme sıklığını ve yeni vakaları bilmek sağlık sistemine önemli bir veri kaynağı olacaktır. Kanser konusunda veri toplamanın en iyi yolu kanser kayıt sistemleri kurmaktır. Sağlık hizmetlerinin etkili ve yararlı yürütülebilmesi, sektörün tüm kademelerinin birbirinden ve toplumdan haberdar olmasını sağlayacaktır. Belirli kanser türlerinin dağılımı, hastalığa yakalanan bireylerin sosyodemografik özellikleri (yaş, cinsiyet, etnik grup, din, meslek gibi), farklılıklar ve zamanla değişimleri ortaya koyarak kansere yol açan risk faktörlerinin belirlenmesinde ve ileride kanser gelişiminin engellenmesinde kullanılır.

Kanser Kontrol Programlarının uygulanabilmesi için öncelikle kanserin yaygınlığı, ne kadar kanserli hasta olduğu ve en çok görülen kanser türleri bilinmelidir. Kanser verilerinin toplanması, işlenmesi, kaydedilmesi, değerlendirilmesi, haritalandırılması ve paylaşım işlemleri bir ülkede şu faydaları sağlayacaktır:

  • Ulusal ve uluslararası boyutta karşılaştırmalarda kullanılacaktır.
  • Mevcut durum bilinerek hizmet planlamasında kullanılacaktır. (Hangi sağlık kurumları artırılacak, sağlık personeli planlaması nasıl yapılacak vb gibi insan gücü, finansman, altyapı, donanım planlamaları)
  • Sunulan hizmetler başarı göstergesi olarak kullanılacaktır.
  • Kısıtlı kaynakların ekonomik kullanımını sağlayacaktır.
  • Tanı ve tedavi işlemlerinde hangi kanser tipine ağırlık verilecek, hizmet nasıl planlanacak karar vermeyi kolaylaştıracaktır.
  • Koruyucu hizmetlerde kullanım;
    • Kansere neden olan bireysel ve çevresel faktörlere yönelik programların geliştirilmesine fayda sağlayacaktır.
    • Toplumda en çok görülen kanser tipleri için risk faktörleri göz önüne alınarak, erken tanı ve tarama programlarını içeren organizasyonlar geliştirilecektir.
  • Bilimsel çalışmalarda kullanılarak hizmet sunumu kanıta dayalı verilerle yürütülecektir. Kaliteli ve verimli sağlık hizmeti sunumu yapılandırılacaktır.

Bu yıl Hollanda ve Belçika Kanser Kayıt Merkezleri ev sahipliğinde gerçekleşen  Uluslararası Kanser Kayıtçılık Birliği (IACR) 2017 Kongresi’nde, ülkemizin ilk toplum tabanlı kanser kayıt verileri ‘Population-based Site –Specific Cancer Incidence Rates in North Cyprus’ adlı sunumla paylaşılmıştır. Bu ülkemiz için bir gurur vesilesidir. Sunum, TC Büyükelçiliği desteği ile KKTC Sağlık Bakanlığı ve Doğu Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi ortaklığında yürütülen KKTC’de Kanser Kayıtçılığı Projesi koordinatörleri Prof. Dr. Nahide Gökçora, Uzm. Dr. Figen Gülen İnce ve proje epidemiyoloğu Yrd. Doç. Dr. Mevhibe B. Hocaoğlu tarafından gerçekleştirilmiştir.

Sonuç olarak; Bildirim sistemleri, ülkelerin; hastalıklar hakkında sistematik bir şekilde veri toplayarak ortaya çıkış sıklıklarını ve davranış modellerini göstermektedirler. Planlama yapmak, kaynak ayırmak ve aktarmak, artış ile azalışları önceden tahmin etmek, koruma ve kontrol programlarını geliştirmek ve uygulamak için yaşamsal mekanizmalardır.

KAYNAKÇA

  1. Health at a Glance, 2015 OECD raporu
  2. Kanser Kayıtçılığı notları, Prof. Dr. Seçil Özkan

 

Eğitim hayatına 2012-2013 Akademik Yılında başlayan Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi'nin verdiği eğitimin uluslararası standartlarda olduğu artık tescillendi.

Ulusal ve uluslararası standartlara tamamen uygun olduğu belgelenen Fakülte'nin uluslararası tanınırlığı olan diploması ise bundan böyle mezunlara yurt dışındaki mesleki sınavlara katılma şansı verecek.

Uluslararası alanda Kıbrıs'ın içinde bulunduğu bölgede tıp eğitimine yönelik akreditasyon veren tek kurum olan Tıp Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği'nin (TEPDAD), DAÜ Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi ve Marmara Üniversitesi (M.Ü.) Tıp Fakültesi'nin ortak yürüttüğü Uluslararası Tıp Programı'nı akredite etmesinin ardından, DAÜ Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi Dekan Vekili Doç. Dr. Nilüfer Güzoğlu, Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) muhabirine mülakat verdi.

Akreditasyon sayesinde DAÜ Tıp Fakültesi'nin uluslararası standartlarda eğitim verdiğinin tescillenmiş olduğunu kaydeden Güzoğlu, akreditasyonla üniversitenin statüsünün daha da güçlendiğini vurguladı. Güzoğlu, “Öğrencilerimiz uluslararası tanınırlığı olan bir diplomaya sahip olacak, yurt dışındaki mesleki sınavlara katılma şansını elde edecekler ve uluslararası alanda kariyerlerine devam edebilecekler. Daha önceki mezunlarımızdan da Avrupa ve Amerika'da çalışanlar var ama 2023 itibarıyla United States Medical Licensing Examination (USMLE) gibi sınavlara girmek için akredite bir fakülteden mezun olmak zorunlu hale geldi." dedi.

Güzoğlu, Fakülte'nin artık ÖSYM kılavuzunda “Akredite Tıp Fakültesi" olarak yer aldığını da dile getirdi.

 

“Akreditasyon eğitim kalitesini güvence altına almak ve sürekli gelişim için önemli"

Akreditasyonun fakültenin eğitim kalitesini güvence altına almak ve sürekli gelişim anlayışını sürdürmek için önemli olduğunu vurgulayan Güzoğlu, “Çünkü akreditasyon bir kere alındı ve bitti değil... Biz yıllık olarak bu heyete raporlarımızı göndermeye devam edeceğiz, belirli aralıklarla fakülteyi ziyaret edecekler ve şartları hâlâ sağlayıp, sağlamadığımızı kontrol edecekler. Dolayısıyla eğitim kalitemizi belirli standartlara oturtup güvence altına aldık, sürekli olarak eğitim kalitemizi çağın gereklerine uygun olarak yeniliyoruz anlamına geliyor" diye konuştu.

DAÜ-MÜ ortak tıp programının Dünya Tıp Fakülteleri Listesinde yer aldığını ve birçok mezunun uluslararası alanda kariyerlerine devam ettiğini de dile getiren Güzoğlu, şunları söyledi:

“Ayrıca fakültemizin KKTC'de ilk uluslararası tıp akreditasyona sahip tıp programı ve Türkiye'de ilk akredite ortak tıp programı olmasının gururunu yaşıyoruz. Bu fakültemizin sadece bölgesel değil küresel düzeyde de rekabetçi bir eğitim kurumu olduğunu gösteriyor."

 

Akreditasyon süreci…

İlk mezunlarını verdikleri 2018 yılı itibarıyla akreditasyon sürecine başladıklarını söyleyen Güzoğlu, uzun ve titiz bir çalışma gerektirdiği için pandeminin de araya girmesiyle sürecin uzadığını anlattı. Akreditasyon yolunda öğrenciler ve hocalarıyla birlikte özveriyle çalıştıklarını söyleyen Güzoğlu, TEPDAD tarafından yürütülen süreçte, eğitim programları, akademik ve idari kadrolarının, öğrenci destek hizmetlerinin ve klinik uygulamalarının detaylı şekilde incelendiğini kaydetti.

Güzoğlu, akreditasyon için öncelikle dokuz ana başlıktan oluşan bir değerlendirme raporu sunduklarını, raporun incelenerek kendilerine bazı revizyonlar önerildiğini, bu önerileri titizlikle yerine getirdiklerini anlattı. Ön değerlendirme raporunun onaylanmasının ardından ziyaret basamağına geçildiğini söyleyen Güzoğlu, şunları ifade etti:

“Geçen haftalarda TEPDAD heyeti fakülteyi ziyaret etti, tüm akademik kadroyu eğitim programlarını, öğrenci destek hizmetlerini titizlikle inceledi ve raporda yazılanların tutarlı olduğunu tespit ederek belgeledi. Bunun üzerine UTEAK oy birliği ile programımızın akredite olmasını kararlaştırdı."

Akreditasyon sürecinin kendilerine çok şey kazandırdığını belirten Güzoğlu, “Eğitimin sadece sınıf içi derslerden ibaret olmadığını, öğrenci destek hizmetleri, klinik uygulamalar ve mezuniyet sonrası takibin de büyük önem taşıdığını bir kez daha gördük" dedi.

 

Dersler... Program

DAÜ Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi Dekan Vekili Doç. Dr. Nilüfer Güzoğlu, öğrencilerin üç sene DAÜ'de klinik öncesi dersler aldığını, daha sonraki üç yılda ise Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne bağlı hastanelerde klinik eğitim görerek oradaki olanaklardan yararlandıklarını ve çok fazla hastayla birebir etkileşim içerisinde olduklarını anlattı.

Fakülte programının temel bilimleri ve klinik dersleri öğretmekle sınırlı olmadığını vurgulayan Güzoğlu, öğrencilere liderlik becerileri kazandırmak, hasta merkezli sağlık hizmeti sunmak, hastalarla etkili iletişim kurmak, meslekler arası iş birliği becerileri geliştirmelerine yardımcı olmak gibi birçok yetkinliği kazandırmayı hedeflediklerini söyledi.

Güzoğlu, bilimsel araştırmaları teşvik ettiklerini, daha ilk yıldan itibaren öğrencilerin araştırma projelerine dahil olduğunu belirterek, sosyal sorumluluk projelerine önem verdiklerini de kaydetti. Güzoğlu, öğrencilerinin toplum sağlığı ve dezavantajlı grupların desteklenmesi gibi projelerde aktif görev aldığını söyledi. Güzoğlu ayrıca, ikinci sınıftan itibaren öğrencilerin hastalarla hem kendi kliniklerinde hem de Gazimağusa Devlet Hastanesi'nde karşılaşmasını sağladıklarına da dikkat çekti. Güzoğlu, “Sadece iyi doktorlar değil, topluma duyarlı hekimler yetiştirmeyi amaçlıyoruz." diye konuştu.

 

Öğrenciler… Mezunlar… 23 ülkeden 230 mezun

Şimdiye kadar 230 civarında mezun verildiğini, mezunların yüzde 30'unun KKTC'den, yüzde 20'sinin Türkiye'den ve yüzde 50'sinin de uluslararası öğrencilerden oluştuğunu belirten Güzoğlu, halihazırda 23 farklı ülkeden mezunları bulunduğunu kaydetti.

Mezun takip sistemini geliştirmeye çalıştıklarını ancak ellerinde mezunlarıyla ilgili gerekli bilgilerin olduğunu anlatan Güzoğlu, hem Kıbrıs'a gelip çeşitli branşlarda çalışan hem de yurt dışında büyük başarılar elde eden mezunları bulunduğunu ve kendileriyle iletişim içerisinde olduklarını vurguladı.

 

Hedefler…

Fakültenin hedeflerinden de bahseden Güzoğlu, yüksek lisans, doktora ve master programı açmayı, uluslararası iş birliklerini geliştirmeyi, öğrenci değişim programlarını ve bilimsel araştırmaları artırmayı hedeflediklerini kaydetti.